27 Eylül 2016 Salı

İzmir'de Özel Piyano Dersi



İzmir'de her yaşa özel Piyano & Akordeon Dersi Verilir .

İster Evinizde - İster Evimizde !
Dersler, öğrencinin isteği üzerine haftada bir veya iki gün birer saat olmak üzere, yine öğrencinin isteği üzerine öğretmenin evinde veya öğrencinin evinde birebir yapılmaktadır .Okul öncesi çocuklara ise gelişimlerine uygun, oyunlarla, renklerle, sıkılmadan öğrenebilecekleri yöntemler & özel teknik uygulamalar yapılmaktadır.Birçok veli okul öncesi bir çocuğun nota öğrenemeyeceğini, piyano çalmasının çok zor olacağını düşünür fakat tam tersi doğru bir eğitim ile çok kolay, severek piyano çalmayı öğrenebilmektedirler. Öğrenci piyano eğitimi ile birlikte kulağını geliştirecek, bilgi ve becerilerini arttıracak; nota, usül, solfej, batı müziği nazariyatı ve armoni derslerini de görmektedir.
2016-2017 Sezonu Kayıtları için Hemen Arayın:
0505 670 3389

21 Eylül 2016 Çarşamba

Piyano Eğitiminin Çocuklar İçin Hiç Bilmediğiniz 10 Faydası

İlle de performans piyanisti olmaları gerekmiyor... Ne çok faydası var oysa...

1. Vücut Koordinasyonunu Geliştirir


Piyano Eğitimi öncelikle el-göz koordinasyonunu geliştirdiğinden çocukların yazı yazmayı kolay öğrenmelerini sağlar. Bunun yanı sıra güzel el yazısı yazma yeteneği geliştirir.

2. Konsantrasyon Süresini Arttırır


2. Konsantrasyon Süresini Arttırır
Piyano çalarken nota takibi yapmak, eseri aynı tempo ile devam ettirmeye çalışmak odaklanmayı öğretir. Küçük yaşlardan itibaren düzenli Piyano Eğitimi almanın bireylerin konsantrasyon sürelerinin gelişmesine katkı sağladığı kanıtlanmış.

3. İşitsel ve Sözel Beceriler Geliştirir


3. İşitsel ve Sözel Beceriler Geliştirir
Piyano Eğitimi alan çocuklar çevrelerindeki seslere karşı duyarlılık geliştirir. Örneğin; kalabalık ve gürültülü bir sınıfta öğretmenin sesini daha kolay ayırt edip, odaklanabilirler. Kelime hafızaları gelişir, kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

4. Hızlı Okuma Becerisi Kazandırır


Piyano çalarken aynı anda iki satırın okunması, hızlı bir nota takibi gerekmesi gibi nedenlerden dolayı piyano çalanların daha hızlı kitap okudukları biliniyor.

5. Dil ve Müzik Bağlantısı


5. Dil ve Müzik Bağlantısı
Beynimizde dil ve müzik merkezlerinin birbirleri ile benzeşik çalıştığını hepimiz biliyoruz artık. Küçük yaşta başlayan Piyano Eğitimi çocukların birden fazla yabancı dil öğrenmesini kolaylaştırıyor.

6. Sayısal Zekayı Geliştirir


6. Sayısal Zekayı Geliştirir
Sol beyin fonksiyonları üzerinde de etkisi büyük Piyano Eğitiminin. Piyano dersi alan öğrencilerin okuldaki matematik ve fen alanında göstermiş oldukları başarılar yapılan araştırmalarla kanıtlandı.

7. Çalışma Disiplini Verir


7. Çalışma Disiplini Verir
Küçük yaşlardan itibaren düzenli alınan piyano dersleri çocukların hayatlarını daha disiplinli ve düzenli olarak kurgulamalarına yardımcı oluyor. Her ders tekrarında somut olarak ilerlediklerini görmeleri onlara hayatta çalışmanın ve tekrarların önemini farkettirir.

8. Hafızayı Geliştirir


8. Hafızayı Geliştirir
Uzun yıllar piyano eğitimi alıp, büyük formlu eserler çalan ve bu eserlerden kendisine her an hazır halde bir repertuar hazırlayan öğrencinin; hafızasını ne kadar da geliştirdiğinin kanıtı oluyor.

9. Soyutlama Yeteneği Geliştirir


9. Soyutlama Yeteneği Geliştirir
Başka türlü nasıl size 'yağmur damlalarının göle düşme sesleri'ni notalar aracılığı ile betimleyebilir ki...

10. Vee Tabiii ki Zekayı Geliştirir!


10. Vee Tabiii ki Zekayı Geliştirir!
Sağ ve sol beyni aynı anda kullanmak beyindeki sinirsel bağlantıları güçlendirir. Piyano ve IQ arasındaki bağlantı oldukça çarpıcı!  Okul öncesi çağlarından itibaren piyano dersi alan çocukların IQ'ları %50 oranında artıyor!
Kaynak --> "https://onedio.com/haber/piyano-egitiminin-cocuklar-icin-10-faydasi-729598"
izmir akordeon dersi, izmir özel piyano, izmir piyano, izmirde özel piyano, izmirde özel piyano dersi, Özel piyano dersi, Piyano dersi, Piyano kursu, piyano notaları, yann tiersen piano, 

20 Eylül 2016 Salı

PİYANO ZEKAYI PATLATIYOR


PİYANO ZEKAYI PATLATIYOR
Piyano zekâyı patlatıyor! Okulöncesi yaştaki 78 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma piyano - IQ (zekâ katsayısı) arasındaki çarpıcı ilişkiyi ortaya koydu: Okul öncesindeki düzenli piyano dersleri çocukların IQ'sunu yüzde 50, hatta daha fazla arttırıyor. Kaliforniyalı iki bilim adamının araştırması piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı olacağını gösteriyor. Yoksa zeki bir neslin yolu bilgisayar klavyesinden değil de, piyanonun tuşlarından mı geçiyor?

Çağımız rekabet çağı. Öyle ki çocuklar kendilerini bekleyen zorlu sınavlardan galip çıkmak için daha yedi yaşından itibaren çalışmaya başlıyor. Çalışmak elbette etkili ama zeki olmak herkesin harcı değil. İşte bu yüzden, harıl harıl zekâyı geliştirme, arttırma formülleri aranıyor. Geçenlerde Amerikalı iki bilim adamı yaptıkları ilginç araştırmanın sonucunu kamuoyuna açıklayınca eski formüllerin pabucu dama atıldı. Zekâyı geliştirmek için ne genlerle oynamak ne de bilgisayarın esiri olmak gerekiyordu. Zeki bir toplum yaratmanın yolu eski bir dosttan geçiyordu: Piyano.

Bu araştırmanın başında, Kaliforniya'daki Irvine Üniversitesi'nin Öğrenme ve Hafıza Nörobiolojisi Bölümü'nde görev alan fizikçi Gordon L. Shaw ile Wisconsin Üniversitesi'nden psikolog Frances H. Rauscher var. Shaw ve Rauscher'a göre okulöncesi çocukların beyni tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle çocuk beynini şekillendirip beslemek mümkün. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher'in araştırmasına göre, okulöncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu.

Zekâya adım adım
İki uzman, müziğin zekâ ile bağlantısı üzerine araştırmalarını uzun zamandır yürütüyor. Bu alandaki ilk çalışmaları "Mozart Etkisi" adını taşıyan bir deney. 1993 yılında "Nature" dergisinde de yayımlanan bu araştırma klasik müzik - IQ ilişkisi üzerine kurulmuştu. Yapılan deneyde 36 lise öğrencisine belli bir süre, her gün 10 dakika boyunca Mozart'ın bir piyano sonatı dinletilmiş, sonuçta çocukların IQ'larında bir artış görülmüştü. Aynı gruba dinletilen new age ve dans müziği ise Mozart'ın yarattığı etkiyi yaratmıyordu. Tek problem, Mozart'ın etkisinin sadece bir saat sürmesiydi.

Shaw ve Rauscher ikinci çalışmayı "Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle bir enstrüman üzerinde yoğunlaşmak" üzerine yaptılar. Bunun için en popüler ve en yaygın enstrüman olan piyanoyu seçtiler. Seçimin nedeni, piyanoyu o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebilecek durumda olmasıydı. Bu yılın başında gerçekleştirilen deneyler için bu kez anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada üç - dört yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo - ekonomik - kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına da dikkat edildi. Ve 78 çocuk dört gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklar haftada iki kez 15'er dakikalık piyano dersi alıyordu, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat ediliyordu. Sekiz ay boyunca diğer grupların da çalışmaları sürdü. Bu eğitimin ardından 78 çocuğa zekâ testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmamıştı. Piyano grubundaki çocukların zekâsındaki artış diğer gruptakilere fark atıyordu!

Yüzde 46 daha zekiÇocuklara deneyin başlangıcında zekâ testi uygulanmıştı. Sekiz ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ'larında yüzde 46'lık bir gelişme görüldü. Bütün çocuklar bu ölçüm için beş ayrı teste tabi tutulmuştu. Bu testler, puzzle birleştirmek, gösterilen desenleri yapmak, geometrik şekilleri tanımak, nesnelerin doğru renklerini ve resimlerdeki hataları bulmaktan ibaretti.

Dr. Shaw ve Dr. Rauscher, ilk araştırmalarında bulguladıkları "Mozart dinlemenin birkaç saat süren etkisi" aksine, piyano eğitiminin etkisinin ömür boyu süreceğini söylüyor. Deney üç - dört yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin etkili olacağını ekliyorlar. Bunu da şöyle açıklıyorlar: "Müzik de tıpkı matematik yada satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiren bir uğraş. Bu alanlar, aynı zamanda iyi gelişmiş 'spatial' zekânın da temelini atıyor. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrama yetisine verilen ad." İki araştırmacı çocukların yoğrulmaya hazır beyinlerinin bağlantılar kurmak için şekil değiştirmeye müsait olduğunu anlatıyor. "Piyano dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlıyor" diyor Dr. Rauscher.

Yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu iki bilim adamının söylediğini doğrular nitelikte. Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerden bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını söylüyor. Bebeklerde konuşmaları dinlemek, parlak renkli oyuncaklarla oynamak ve müzik dinlemek gibi durumlar bu sinirleri güçlendirerek çocukta zekâ gelişimini sağlıyor. Shaw ve Rauscher'in araştırmaları da zaten bu temele dayanıyor. İki bilim adamı piyano yada diğer enstrümanların bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuğun zekâsını yüzde 46 oranında arttırdığını ispatlıyor.

Müzikteki matematik
Araştırmanın mimarlarından biri olan Dr. Rauscher da çocukken piyano ve çello dersleri almış. Rauscher'e göre bu dersler son derece etkili: "Müzik zihinsel imgelemeyi ve bu imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir. Müziğin fen ve matematikle bu açıdan çok fazla ortak yönü olduğunu düşünüyorum."

Türkiye'de müziğin zekâ üzerine etkilerini araştıran M. S. Ü. Devlet Konservatuarı profesörü Filiz Ali de iki araştırmacının bulgularını destekler nitelikte konuşuyor: "Müzik ne kadar soyut görünse de son derece bilimsel ve matematiksel. Müziğin içinde bir matematik var. Notalar, solfej hepsi matematik üzerine kurulu. Ve piyano çalmak da matematiksel düşünmeye benziyor. Hem beyni hem bedeni çalıştıran piyano, notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara, pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturur. Bu da beynin birden fazla bölgesini çalıştırarak çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağlar, beynin kullanımını geliştirir."

Prof. Ali Avusturya, Almanya, Macaristan gibi ülkelerde anaokullarından itibaren çocuklara müzik eğitimi verildiğini söylüyor: "Burada müzik ilkokulları var. Bu okullarda diğer derslerin yanında her gün iki saat müzik eğitimi veriliyor. Ve çocuklara birer enstrüman çalmayı öğretiyorlar." Filiz Ali'ye göre müzik eğitimi için çocuğun ille de müziğe yeteneği olması gerekmiyor. "Herkesin matematik yeteneği olmaz ama hepimiz okulda matematik öğrendik. Müzik için de bu geçerli. Çok yetenekli olmasa da çocuklara biraz müzik öğretmek onların zekâsını, algılama, öğrenme kapasitesini, koordinasyon kurmasını ve yaratıcılığını geliştirecek, ileride yapacağı meslekte daha başarılı ve kıvrak zekâlı olmasını sağlayacaktır" diyor ve ekliyor: "Benim ders verdiğim öğrenciler şimdi mimar, doktor, antropolog, matematik profesörü..."

Göz doktoru Beril Küçümen beş yaşındayken piyano dersleri almaya başlamış. "Belki de bu sayede okul yıllarımda fen ve matematikte sınıfın en iyilerinden biriydim" diyen Küçümen, beş yaşındaki oğlu Malik'i biraz da bu yüzden konservatuarın yuva sınıfına vermiş. Malik'in devam ettiği İ. Ü. Devlet Konservatuarı'ndaki bu sınıf bu yıl kuruldu. Burada beş - yedi yaşlarındaki okulöncesi çocuklara müzik eğitimi veriliyor. Sınıftaki çocukların aileleri de müziğin çocuğa çok şey verdiğine inanıyor.

Yine yuva sınıfı öğrencilerinden beş yaşındaki Berk'in annesi Berrin Özdemir, oğlunun iki buçuk yaşında notalara ilgi duyduğunu söylüyor. "Notalara ilgisi başladığı anda rakamlarla da ilgilendi. Üç yaşında 100'e kadar sayabiliyordu."

Müzik eğitimi beyini yoğurup şekillendirirken daha zeki, daha duyarlı ve daha sosyal bir neslin de tohumlarını atıyor. Ama tüm hocalar uyarıyor: "Çocuğunuzun zeki olması için onu piyano başına bağlamayın. Çünkü zorlanırsa nefret edecektir. Müziği ona bir oyun gibi öğretmek en etkili yöntem."
MİNE AKVERDİ - AKTÜEL DERGİSİ

İngilizce Özel Dersi / Kursu

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2010 İngiliz Dili Öğretmenliği mezunuyum . Gençler için ayrı çocuklar için ayrı özel yöntemlerle ders vermekteyim . Çocuğunuza young learners ve yaratıcı drama teknikleri ile kısa sürede İngilizceyi hem sevdirecek hem de öğreteceğim . Gençler için de üniversiteye hazırlık ve  üniversite hazırlık sınıfları için İngilizceyi kolaylaştırıcı ipucu yöntemleriyle kısa sürede ve kalıcı olarak öğretmekteyim . Öğrencilerin bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak görsel , işitsel , kinestetik vb. yöntemler üzerinden öğretim vermekteyim.


                                                                                İletişim:
                                Özgün ÖZEL
                                GSM  : 05544062720











       Derslerimde kullandığım bazı tekniklerle ilgili kısa bilgiler;
  • Communicative Activities: Herhangi bir etkinliğin iletişimsel olması için bir bilgi veya düşünce boşluğunun bulunduğu aktiviteler oluşturulur. Başkalarının o konuda ne düşündüğü veya bildiği böylece karşılıklı soru-cevap şeklinde keşfedilir.
  • Conversation Practice: Öğretmen, öğrenciler hakkında bireysel sorular sorar. Aynı şekilde öğrenciler de  bireysel sorular sorup cevaplayabilirler. 
  • Dictation: Öğretmen bir metni 3 değişik hızda okur. Birincide normal hızda okunur ve öğrenciler dinler ve anlamaya çalışır. İkincide cümle cümle okunur ve yazdırılır. Üçüncüde normal okunur ve öğrenciler kontrol ederler.
  • Discovery Technique: Dilbilgisi kuralının adım adım keşfedilmesidir. Böylece hem yapı hem de anlamı bağlamdan çıkarılır. Öğrencilere kurallar söylenmektense yönlendirme yoluyla ne kadar anladıklarını rahatlıkla görebiliriz.
  • Drama and Dramatization: Drama çocukların okulda öğrendikleri basit ve mekanik dili, kişiliklerini de katarak bir oyun ve mesajı canlı halde sunmalarıdır. Konuşmaya teşvik edicidir. Olumlu davranışlar kazandırma ve duygu paylaşımı içinde kullanılabilir. Dramada çocuklar rol yapabilirler veya kukla vb. eşyalar kullanabilirler.
  • Fill in the blank exercises: Öğrenciler boşlukları yeni kelime, cümle parçaları vb. şeylerle doldururlar. Diyalog kurma bu teknikte sıkça kullanılır. Bazı satırlar veya kelimeler boşluk halinde sunulur ve doldurulması istenir.
  • Games: Motive edici, eğlendirici, özendirici olduğundan sıkça kullanılır. Dersin son dakikalarında yorgunluğu ve dikkat dağınıklığını önlemek için faydalıdır.
  • Jazz Chants: Kısa şarkılar ve tekerlemeler ritmik kısa şiirlerdir. Tekrar ve pekiştirme için elverişlidir.
  • Jumbled Sentences: Bir metnin veya diyaloğun cümleleri karışık olarak verilir. Öğrenciler tek tek veya gruplar halinde doğru sıraya koyarlar.
  • Antonyms / Synonyms: Ödev veya sınavlarda kullanılan kelime öğrenme ve ölçe tekniğidir.
  • Minimal Pair: Sadece bir farklı sese sahip olan diğer yönleri özdeş olan iki kelimeden oluşur. Anlam değişikliğine yol açan farlı sesleri belirlerler.
  • Recognizing Cognates: Her iki dilde de ortak olarak kullanılan veya öyle görünen kelimelerden oluşur. Örn:
  • Cognates: spaghetti / spagetti, television / televizyon, train / tren
  • Memorizationa: Atasözleri , şarkı ve tekerleme ezberleme eğlenceli olabiliyor.
  • Miming: Beden dili, jest ve mimikleri kullanarak bir mesajı ifade etme demektir. Tahmin oyunlarında kullanılır.
  • Question and Answer Drill: Resimlerin veya flaşkartlarında kullanılabildiği soru-cevap tekniğidir.
  • Reading Comprehension Questions: Okuma parçasının hangi düzeyde anlaşıldığının kontrolünü sağlayan sorulardır.
  • Reading Aloud by Teacher: Bu sesli okuma, 2 şekilde yapılır. Birincide, fon müziği eşliğinde öğretmen tarafından dramatize edilerek yavaş bir şekilde okunur. İkincisinde, yine fon müziği eşliğinde öğrencilerin gözleri kapalı olarak (bunun amacı öğrencinin mimikleden ziyade telaffuzu odaklanması ve vurguları dinlemesidir), öğretmen tarafında normal bir hızla okunur.
  • Reading Aloud by Students: Bir okuma parçasından, bir oyundan ya da bir diyalogdan bölüm olabilir. Öğrenciler metni telaffuzlarını geliştirmek amacıyla farklı ruh halleriyle (mutlu, üzgün, kızgın vs.) okuyabilirler.
  • Role Play: Hedef dilde belli rollerin oynanmasıdır. Canlandırdıkları kişiler hakkında diyologda yazabilirler. Dili doğal bir şekilde kullanabilmeleri sağlanır. Bir diyaloğu ezberden farklıdır. Öğrencinin kendi cümlelerini gerektirir.
  • Scimming and Scanning: (Gözgezdirme = Ana fikri bulmak için) ve (Tarama = Özel bir bilgiyi bulmak için) Hızlı ve etkili bir tekniktir. Ayrıntılı ve çok defa okumak zorunda değiliz. Belli bir bilgi ve mesajı bulmak için yapılır.
  • Songs: Şarkılar motive edicidirler. Dilin istenilen şekilde kullanılmasını sağlar. Dilin hatırlanabilir olmasına yardım eder.  Nakaratlarıyla tekrar edilebilir özellikleri vardır.
  • Storytelling / Story Reading: Hayal gücü ve ilgi, merak unsurları öğrenciyi motive eder. Hikâyelerin çoğuna aşina oldukları için İngilizcede bir hikâyeyi kolay anlayabilirler ve takip ederler.  (jest, mimik ve beden canlandırarak) 
  • Total Physical Response (Using Commands to Direct Behaviour): Öğretmen sözlü komut verir ve uygulatır. Öğrenci gönüllü öğrenciler üzerinde yapılır. Model tamamlandıktan sonra öğrenciler birbirlerine komut ve karşılık verirler.